1 Aralık 2017 Cuma

DOĞUM HARİTASINDA ELEMENT DAĞILIMI

ELEMENTLER


Sıra geldi elementlere;  ATEŞ, HAVA, TOPRAK, SU olmak üzere 4 elementimiz var.

 ***Elementleri anlatmak için Stephen Arroyo (Astroloji,Psikoloji & Dört Element) kitabından  elementleri ve elementlerin doğum haritasında eksik veya aşırı vurgusunu anlatan bölümlerinden alıntılar yapacağım. İlgilenenlere kitabı tavsiye ederim. Benim çok yararlandığım kitaplardan biridir. Bu tür kaynaklardan öğrenmek bakış açınızı daha da genişletecektir.

Bu arada bir not: Yazarın elementlerden bahsederken ateş burçları, su burçları, toprak burçlar, hava burçları diye belirttiğini görebilirsiniz. Bu demek değil ki ben su burçlarından değilim okumayayım.  Haritadaki element dağılımına göre baskın (7 ve üstü puan) veya eksik (0-1 puan) element varsa güneş burcunuz ne olursa olsun o elementin etkisindesinizdir.
(Ama örneğin 2 puan toprak çıktı haritada  ama bu toprak burcunda olan gezegenler uranüs,neptun,pluto gibi dışsal gezegenlerse 2 puan olmasına rağmen etkisini hissetmek zordur.)
Yani ben bir ikizler olarak Güneş burcum hava elementinde olmasına rağmen, ateş elementi haritamda baskın çıkabilir veya baskın olmasa bile element dağılımında en çok ateş elementi etkisi görülebilir.


"ATEŞ ELEMENTİ evrensel ısı ve ışığı kanalıyla dünyaya renk getiren enerjiyi anlatır...Ateş elementi kişiye neşeli, coşkulu, hevesli, istekli olmak gibi özellikler verebilirken. Bazen de farkına varmadan yakıp yıkan, dürtüsel davranan, birden alevlenen bir yapı verebilir. Ateş elementi yaşam enerjisi gibidir.

Eğer bir haritada ateş elementi eksikse o kişide "Canlılık, şevk ve cesaret yoksunluğu, yaşama güvensizlik eğilimi olarak görülür... Hayatta olmanın neşesi bariz şekilde eksiktir ve insan inanç ve iyimserlikten uzakır. Kendine güven de zayıf olabilir ve genellikle yaşamın taleplerini karşılamak konusunda hevessizlik ve ümitsizlik eğilimi söz konusudur. Meydan okumalar bu insanları genellikle korkutur ve hayatta önemli bir sorunla başa çıkmak uzun zaman alabilir...
Ateş eksikliği hemen her zaman kişinin hayata yaklaşımında önemli bir problemin göstergesidir. Fiziksel egzersizler ateşli enerjiyi uyarabilir ve bu insana tavsiye edilmelidir. Özellikle eğer toprak da eksikse beslenmeye dikkat edilmesi gerekir, çünkü bu durumda ağır yiyeceklerin sindirilmesi güçleşir. Kişinin mevcut enerjisini tüketmemesi için egzersiz ve diyet alışkanlıkları dahil, her şeyi makul ölçülerde yapmakta yarar vardır.
Diğer yandan bu insanlar çok sabırlıdırlar ve güçlü bir Mars veya Güneş vurgusu bu eksikliği telafi edebilir. " diyor Stephen Arroyo

Ateş elementi aşırı vurgulandığında, "Kişi bu konuda bir şey yapmak için çok geç olana kadar, bu durumu bir sorun olarak algılayamaz. bu insanlar aşırı hareketli, huzursuz ve dünyada bir şeyler yapmakla aşırı meşgul olurlar. Çok fazla ateş diğer insanlarla ilişkilerde de sorunlara neden olabilir, çünkü düşünmeden hareket etmek, kendine odaklanmak ve her şeye rağmen doğrudan hareket arzusu başkalarına yaklaşırken duyarsızlık ve kabalıkla sonuçlanabilir. (haritada su veya hava da güçlüyse bu durum değişebilir." C.E.O. Carter bu dengesizliği şöyle anlatıyor:

"Aşırılık durumunda bu güç kontrol dışı çıkar ve etkisi altındakilerin vahşi, kavgacı, taşkınlığa ve abartıya eğilimli, hiddetli ve düşüncesiz, aşırı güvenli ve kendi isteklerine düşkün olmalarına neden olur. İlkel özellikler ve belirgin bir ego güçlenmesi, kendini önemseme, gösterişlilik, ihtişam ve tantana sevgisiyle karşılaşırız."

"Ateşe aşırı uyumlu olanlar en iyi durumda kendi kendilerini harekete geçirebilen girişken kişiler olurlar ve genellikle büyük cesaret, enerji ve kendini adama gerektiren yeni girişimleri, projeleri, idealist rizikoları başlatıp geliştirirler."

"HAVA ELEMENTİ nefesle veya yogilerin 'prana' dedikleri şeyle ilişkilendirilen yaşam enerjisidir...Ateş burçları bir şeyin olmasını istemek, onu yapmaya hazır olmak ile ilgiliyken, hava burçları enerjilerini henüz gerçekleşmemiş belirli düşünceler üzerine odaklarlar ve-bu düşüncelere konstantre olarak- sonuçta gerçekleşmelerini sağlarlar. Dolayısıyla, her ne kadar hava burçları genellikle uygulamadan yoksun hayalciler olarak suçlanıyorlarsa da, en geniş toplumsal düzeyde yaratının gerçekleşmesinde bir rol oynarlar, çünkü onların düşünceleri neticede milyonlarca insanın hayatına dokunur... Hava burçları kendilerini günlük yaşamın anlık deneyimlerinden soyutlama yeteneğine sahiptirler, böylece yaptıkları her şeyde belirli bir perspektiften nesnel ve mantıklı olabilirler.
Bu mesafe koyabilme kapasitesi nedeniyle her türlü insanla verimli çalışabilirler, çünkü kendilerini diğer insanın endişeleri ve duygularıyla yoğun şekilde uğraşmak zorunda hissetmezler. Aslında hava burçları tüm burçlar içinde en sosyal olanıdırlar, çünkü diğer insanların düşüncelerini kendi öznel düşüncelerinden bağımsız, nesnel olarak değerlendirebilirler."

Eğer bir haritada hava elementi eksikse; "Hava elementi çok az vurgulanan kişiler genellikle bu durumu bir sorun olarak algılamazlar, çünkü girişimlerinin etkilerini göremeyecek kadar hareketleri, hissedişleri ve maddesel konuları ile uğraşıyor olurlar. Oysa tam da bu algı eksikliği, kendi benlikleri ve yaşamları hakkında düşünmeme özelliği bu insanların sorunlarının ana kaynağıdır.
Kendi davranışlarına ve girişimlerine uzaktan bakabilmeleri zordur, bu nedenle kendilerini sık sık önceden iyi düşünülmemiş uğraşlar içinde bunalmış şekilde veya işbirliği yapmamaları yüzünden doyumsuz ilişkiler içinde bulurlar.
Hava elementiyle uyumlu olmayanlar, doğal olarak, yeni fikirlere ve değişik insanlara hemen kolayca adapte olmakta zorlanırlar... Güçlü bir merkür vurgusu bu sorunu dengeleyebilir.
Havayla uyumlu olmak kişinin olayları belirli perspektiften kolay görebilmesinin göstergesidir, ama hava elementi eksik olanlar kendilerine dışarıdan bakmakta zorlanırlar ve tarafsız bir bakış açısından düşünemezler. Bir kural olarak (dengeleyici bir Başak vurgusu olmadığı sürece) kendilerini analiz etmezler, genellikle mantık gücünden ve kendilerini açıkça ifadeden yoksundurlar."

"Hava elementi aşırı vurgulandığında bu kişiler "Yönlendirilmesi ve kontrol edilmesi gereken aşırı aktif bir akıla sahiptirler. Bu tür bir insan "kafasının içinde yaşayan" insandır, ve eğer aklındaki düşünceleri gerçekleştirme ve harekete geçmek için gerekli olan toprak veya ateş de eksikse çeşitli meraklarıyla üstünkörü ilgilenen, fazla etki bırakmayan ve kendi içinde derinlik geliştiremeyen birisi olur. Bu insanlar önce düşünmeden hiçbir şey yapamazlar. Bu özellik uç noktada istek ve iradelerinin felce uğramasına ve ciddi psikolojik düzensizliklere yol açabilir.
Akıl ve düşünceleri denetimlerinden çıkıp onları bazen hayal dünyasına ve kavramsal dahiliklere sürükleyebilir. Ama bazen de olası olamayacak boyutta bir "gerçekliğe" sürüklenirler...Fiziksel açıdan bu insanın bedeniyle teması o kadar azdır ki tamamen tükenene kadar aklının kendisini sürüklemesine izin verir. Sinir sistemi çok aktif ve çok hassastır. Bu tür insanlar sinirsel enerjilerini diğer insanlardan daha fazla tüketirler, çünkü daha fazla kullanırlar. Sinir sistemlerinin kendisini yenileyebilmek ve aklı tükenmekten korumak için huzur dolu dinlenme anlarına veya meditasyona ihtiyaç vardır. bu insanların zihinlerini derin endişelerden, düşüncelerini sürekli gözden geçirmekten ve sonsuz planlardan uzaklaştırmak için düzenli aralıklarla gözlerini olağan işlerden ve evdeki görevlerden farklı manzaralara çevirmeleri gerekir."

"SU ELEMENTİ Doğum haritalarında su elementi güçlü olan kişiler doğumlarından itibaren elle tutulmaz, gözle görülmez unsurların yaşamda genellikle sanıldığından daha büyük bir rol oynadıklarının farkındadırlar. Su burçları duyguları ile temas içindedirler ve birçok insanın farkına bile varamayacakları nüansları hissederler. Su elementi duyguların ve derin saplantılı tutkularından tüm yaradılışı sevmeyle ve kabullenmeyle ilgili boğucu korkulara kadar  tüm duygusal tepkilerin dünyasını temsil eder.
Duygular doğaları gereği kısmen bilinçdışı olduklarına göre, su burçları bilinçdışı zihnin gücünün farkındadırlar ve çoğunlukla kendilerini uyaran şeyin ne olduğu konusunda bilinçsizdirler...Su burçları, suyun doğasına benzer şekilde, kendilerine ait bir biçimden ve katılıktan yoksundurlar.
Bu nedenle, kendi akışkanlıkları bir başkası tarafından, özellikle suyun güvenebileceği ve dayayabileceği bir katılığa sahip toprak burçları tarafından yönlendirilip biçim verildiğinde çok mutlu olurlar...bu arada, su burçlarının bu ketumluk özellikleri aslında yanıltıcıdır; çünkü dışarıdan sakin görünmelerine rağmen, içeride daha derin düzeylerde, gizli akıntılarda onları dibe doğru çeken fırtınalar sürmektedir. Hatta zaman zaman su burçları çok sansasyonel olabilirler, çünkü eğer yaşamları çok tatsızlaşırsa farkına varmadan duygusal fırtınalar yaratabilirler.

... Ancak su burçlarının hassasiyetlerini zayıflık olarak kabul etmemek gerekir, çünkü su uzun vadede, özellikle konstanre şekilde yönlendirildiğinde çok güçlüdür ve nüfuz etme özelliğine sahiptir. Bu elementin gücünün en güzel örneğini bir 11.Yüzyıl Çin filozofunun sözlerinde görebiliriz:

"Tüm elementler arasında bir bilgenin hocası sudur. Su uysaldır ama bütünüyle zapt edicidir. Su ateşi söndürür, ya da eğer kendisini yenilmiş durumda bulursa biçim değiştirir ve buhar olarak kaçar. Su yumuşak toprağı yıkar, sürükler, ya da bir kayayla karşılaşırsa, çevresinde bir yol arar... su atmosferi öyle doldurur ki rüzgar ölür. Su engellere aldatıcı bir alçakgönüllülükle boyun eğer, çünkü hiçbir güç onu denize doğru yönelmiş hedefinden alıkoyamaz. Su teslimiyetle fetheder, asla saldırmaz, ama son savaşı daima o kazanır. (John Blofeld'in The Wheel of Life kitabından, s78)"


"SU Elementinin eksikliği 
bir çok psikolojik, duygusal ve fiziksel soruna neden olabilir. Su elementine uyumları eksik olan insanlar kendi duygularıyla ve duygusal ihtiyaçlarıyla temasa geçmekte, ve diğer insanların duygularına empati ve şefkatle yaklaşmakta zorlanırlar.
Bu onların her koşulda duyarsız oldukları anlamına gelmez, ama kaçınılmaz şekilde kendi duygularının farkında olmakla ilgili sorunlar yaşarlar... aşırı durumlarda, bu dengesizliğin insanı soğuk, mesafeli ve duygusuz yaptığını görürüz. bu insanlar sempatiden yoksun olmaları, diğer insanlarla nadiren duygusal temas sağlayabilmeleri ile tanınırlar. başkalarının duygularını önemsiz bulurlar ve kendilerinde kabullenemedikleri şeyleri başka insanlarda göremezler.
Duygusal açıdan kendine yeterli olma çabalarında kendi duygusal yapılarını tamamen inkar ederler. sonuçta, duygularını ifade edebilen insanlarla belirgin bir bilinçsiz bağımlılık geliştirirler."

Su elementinin eksikliği aynı zamanda sezgisel bilgiye güvensizliğe neden olur. Aslında, bazı durumlarda, bu insanların temel duygusal problemleri kendilerine hiç güvenmemeleridir, çünkü kendi duygularını önemsiz can sıkıntıları olarak kabul ederek hemen dışlarlar. Oysa Jung'un bütün yazılarında da söz ettiği gibi, bilinçli şekilde açığa çıkartılmayan her şey insanı her koşulda bilinçsiz süreçlerle etkilemeye devam eder.
Sudan yoksun olanlar diğer insanların onları duygusal boşluklarından çıkartma çabalarına karşı direnirler, ama aynı zamanda onların yalnızlıklarını, korkularını veya içsel ıstıraplarını ortaya çıkartan insanları el yordamıyla, yarı bilinçsiz hareketlerle aramaya devame ederler. Haritalarında bu dengesizliğe sahip olanlar sonsuz görünen duygu havuzundakileri yavaş yavaş açığa çıkartarak, böylece uzun süredir inkar edilerek biriktirilmiş acıyı ve ıstırabı serbest bırakarak bir ölçüde duygusal istikrara kavuşabilirler. Bu tür insanlar acıdan çok korkarlar, ama kendi duygusal ihtiyaçlarıyla ilgilenmemeleri, neticede, daha fazla acı deneyimlemelerine neden olur.
Fiziksel boyutta, su eksikliği hemen her zaman genellikle aşırı zehirlenmeye bağlı ciddi bir fiziksel rahatsızlığın göstergesidir. Su elementi temizleyen, iyileştiren ve arındıran enerjidir ve bu enerjiden yoksun olanlar duygusal ve fiziksel atıklarını yavaş yavaş biriktirerek zehirlenmelerine izin verirler. Böyle bir zehirlenme durumu kendisini çok çeşitli belirtlilerle ifade edebilir, ama gerekli tedavi genellikle hepsinde aynıdır: Fiziksel ve duygusal arınma."

SU Elementinin aşırı vurgusunda: "kişiler kendilerini büyük bir okyanusun üzerinde küçük bir teknede dümensiz, küreksiz, yelkensiz ve pusulasız sürükleniyor gibi hissederler. Genellikle, esen her hangi bir rüzgardan kolayca etkilenirler. Çok hassas, kolay kalıplanır ve kontrol edemeyecekleri duygusal düzenlerin merhametinde olurlar. Bu dengesizliğe sahip kişilerin çoğu her türlü deneyime karşı aşırı duyarlıdırlar. Bunun sonucunda ya sezgileri çok derinleşir ve keskinleşir, ya da en ufak bir dürtüye bile aşırı tepki verir hale gelirler. Eğer duygular tamamen kontrol dışıysa ve eğer kişi sürekli endişe dolu bir kendini koruma alışkanlığındaysa, korkuları, olumsuz tepkileri ve çekingenliği ile canlılığını yitirebilir. Günlük yaşam deneyimlerinde sürekli duyguların boğucu baskısı altında olmak neticede herkesi yer bitirir. Bu kişiler genellikle dışsal yaşamın baskılarıyla baş edemeyeceklerini hissetiklerinden, ya içsel yaşamlarına çekilirler ya da meydan okumalardan kaçarlar. Aslında bu insanlar duygularla "ağzına kadar dolu" durlar. ve eğer duyarlılık ve empati duygularını diğer insanlarla ilgilenmek yolunda aktif biçimde kullanmazlarsa, bu durum çelişkili duygulara ve çeşitli hadiselere yol açabilir. En iyi koşulda, bu kişiler bir kere kendi içinde gömülmenin üstesinden geldiler mi, bütünüyle bir ideale adanmış zengn bir içsel yaşama dayalı bir "duygusal kendine yeterlik" geliştirme kapasitesine sahiptirler. Hayalgüçleri çok gelişmiştir, ve spiritüel ve okült gerçekliklere doğal yatkınlıkları vardır... saptamakta zorlandıkları derin özlemler, arzular ve güvensizliklerle uyarıldıklarını kavramadan, bu tür bir insanı anlamak olanaksızdır. Bu özlemler bilincin ışığında netleşmedikçe, bu tür insanlar davranışlarında takıntılı olmalarını engelleyemezler. ve özlemler ruhun kurtulmak ve huzura kavuşma arzsusu olarak saptanmadıkça, bu insanlar asıl güçlerini verimli şekilde kullanamazlar."

"Tüm elementler arasında en çok su elementi baskın olanlar davranışlarında aşırılıklara kaçma eğilimindedirler. Dolayısıyla bu kategoride yer alan insanlar için genellemeler yapmak çok zordur. Ancak bana göre, doğum haritalarında bu özellik bulunanlar en yüksek ruhsal nitelikleri sevgi, şefkat, kendini adama ve yardımcı olma arzusu gösterme potansiyeline sahiptirler. Ancak ifadenin bu düzeyine ulaşabilenlerin sayısı azdır. "

"Toprak Elementi 
ile uyum içinde olmak kişinin fiziksel duyularıyla ve maddi düyanın bugün-burada gerçekliği ile temas halinde olduğunun göstergesidir. Toprak burçları diğer burçların esinlenmelerinden, teorik olarak sayımlarından ve sezgilerinden ziyade kendi duyularına ve pratik mantıklarına güvenirler. Duyuların veya pratik aklın gerçek olarak kabul ettiği 'biçimler' dünyasıyla uyum içindedirler... Onlara ekmeklerini nasıl kazanacaklarını, temel ihtiyaçlarını nasıl sağlayacaklarını ve hedefe ulaşana kadar sabretmek gerektiğini söylemek anlamsızdır. Tüm bu özellikler toprak burçlarına çok doğal gelir.
Toprak elementi pasif veya 'alıcı' elementlerden birisi olmasına rağmen, su gibi, bu element de dayanıklılık ve kararlılık gücüne sahiptir. Bu sayede kişi kendisini kollar. Genellikle kendisini ortaya koymamasına rağmen, ona 'ait olan' tehlikeye girdiğinde veya güvenliği tehdit edildiğinde savunmaya başlar. Ve verimliliği sayesinde sadece konuşmakla kalmayıp üzerinde o kadar uğraştığı şeyin kendisinden alınmamasını sağlamak için gerçekçi yollardan harekete geçer. Toprak elementi temkinli, özenle planlayan, biraz geleneksel ve olağandışı güvenilirdir. Toprak burçları daha canlı, kıvrak zekalı ve hareketli insanlara kuşkuyla bakarlar. Ve onlardan etkilenmelerine rağmen hava burçlarına biraz mesafeli dururlar. Hava burçlarının bulutlarda dolaştıklarını, uygulamadan yoksun teorilerle çocukça oynadıklarını düşünürler. Ateşin yaşamdan çok hızlı ve güçlü bir fırtına gibi geçerek toprağı kavurup kurutucağını hissederler. Diğer yandan toprak burçları toplamak, biriktirmek, tutuculuk ve kendini korumak gibi özellikleri paylaşırlar. Bu nedenle toprak suyun kendisini canlandıracağını ve daha fazla üretimi ortaya çıkartacağını hisseder.
Toprak burçlarını güçle donatan özel yetenekleri aynu zamanda en büyük hatalarının kaynağı olabilirler. Maddi dünyayla ilgilenmek, eğer her şeyin göründüğü gibi olduğu abartılırsa, genellikle hayalgücünü kısıtlar. Bu da dar görüşlülüğe, düzene ve alışkanlıklara bağımlılığa, ve aktivitenin soyut ve teorik boyutuyla başa çıkma yeteneksizliğine yol açar."

Toprak elementinin eksik olması "F
iziksel dünyayla, fiziksel bedenle veya maddi düzlemde hayatta kalmak için gerekli zorunluluklarla ve kısıtlarla doğal şekilde uyumlu olamazlar...bu tür bir insan genellikle maddi dünyada barınabilmenin gerekliliklerini ihmal eder ve ihmal ettiği gerçeklerin talepleri yüzüne çarpmaya başlayana kadar "büyümeyi" reddeder.
Toprak eksikliği fiziksel bedenin ihtiyaçlarını ihmal etmekle de sonuçlanabilir. Fiziksel ihtiyaçları, göz önünde bulundurulsalar bile, ikincil görünürler. Dolayısıyla bu kişiler genellikle düzenli aralıklarla yemeyi, egzersiz yapmayı ve dinlenmeyi unuturlar.
Topraktan yoksun olanların yaşamlarına düzenli bir program uygulamalarında, kendilerine rahat bir ortamda yemek için zaman ayırmalarında, makul egzersizler yapmalarında ve gereği kadar dinlenmelerinde yarar vardır.
Bir kişinin haritasında toprak eksik olsa bile, güçlü açılar alan bir satürn bu dengesizliğin sorunlarını hafifletebilir."

Toprak elementinin aşırı vurgulanmasında kişiler "Olayları ve şeyleri aynen, oldukları gibi veya göründükleri gibi kabul etmeye eğilimlidirler. Vizyonda dar görüşlülük, bazı idealleri hedeflemek yerine "işleyen" veya "geçerli" şeylere takıntı ve hayalgücü eksikliği söz konusudur.  Bu insanların (bunu dengeleyecek bir hava vurgusu olmadıkça) hareketlerinde ve yöntemlerinin nihai etkileri konusunda perspektifi yitirmeleri çok kolaydır.
Toprak elementine aşırı uyumlu olanlar, doğal olarak, çoğu koşulda büyük bir güce ve verimliliğe sahiptirler ve enerjilerini onlara meydan okuyan belirli bir işe kanalize etmeleri gerekir. Ancak çalışma ve pratik işler dünyası genelllikle tüm yaşamlarına egemendir, ve sonuçta tüm özdeğer duyguları mesleki aktivitelerinde öngörülemeyen bir değişiklik yaşandığında tehlikeye girer.
 Bu insanlarda genellikle belirli bir alaycılık ve kuşkuculuk bulunur. Neptün'ün veya bir noktaya kadar, jüpiter'in vurgulandığı durumlarda kişi uygulamacı tavrını bu dengesizliğin olumsuz niteliklerini aşacak şekilde kullanabilir."


Önemli bilgi: 
Haritada element dağılımımız nasıl çıkarsa çıksın Güneş elementimiz neyse yakıtımız o olduğu için, o elementin ihtiyacı olanı yapmazsak kendimizi tükenmiş, eksik, tatminsiz hissederiz.

Yine örnek olarak bir haritada sadece Güneş hava elementinde diğer gezegenler farklı elementlerde yoğunlaşmış olsun hatta ateş de baskın olsun bu kişi ateş elementi özelliklerini kendinde doğal olarak görebilirken, Güneş elementi olan havayı bilinçli olarak doyurması, beslemesi gerekecektir. Yani zihnini uyaracak, çalıştıracak buna ister kitap okumak diyin ister yazmak veya iletişim kurmak ya da düşüncelerine dönmek üzere yapacağı şeyler, bu kişiyi besleyecek ana kaynaktır.

Buna fiziksel anlamda dışarda hava almak da dahil, oksijenin yüksek olduğu yerlerde bu kişiye iyi gelecektir. Elementler sadece psikolojik veya içsel değil fiziksel olarak da eksik olması durumunda rahatsızlık olarak görülebilir bu nedenle hangi element eksikse fiziksel olarak da o elementi hayatınıza katmak iyi gelebilir.
*Güneş elementinizi ayrıca beslemeyi unutmayın o sizin ana yakıtınız.

Element hesaplaması da nitelik hesaplaması gibi aynı şekilde  güneş ve ay hangi burçtaysa onlara 2 puan geri kalanlara 1 puan toplam 14 puan olacak şekilde bir dağılım olacak.
Örnek haritadaki elment dağılımı şu şekildedir. 






















AC: BALIK (Balığın niteliği değişken- elementi su) 1 PUAN
MC: YAY     (Yay'ın niteliği değişken-elementi ateş) 1 PUAN
GÜNEŞ: AKREP  (Akrep'in niteliği sabit-elementi su) 2 PUAN
AY: BAŞAK (Başak'ın niteliği değişken- elementi toprak) 2 PUAN
MARS: TERAZİ (Terazi'nin niteliği öncü-elementi hava) 1 PUAN
VENÜS: AKREP (Akrep'in niteliği sabit-elementi su) 1 PUAN
JUPİTER: AKREP (Akrep'in niteliği sabit-elementi su) 1 PUAN
MERKÜR: YAY (Yay'ın niteliği değişken-elementi ateş) 1 PUAN
SATÜRN: YAY (Yay'ın niteliği değişken-elementi ateş) 1 PUAN
PLUTO: OĞLAK (Oğlak'ın niteliği öncü-elementi toprak) 1 PUAN
NEPTÜN: BALIK (Balığın niteliği değişken- elementi su) 1 PUAN
URANÜS: KOÇ (Koç'un niteliği öncü-elementi ateş) 1 PUAN

Su 6 puan 
Ateş 3 puan 
Toprak 3 puan
Hava 1 puan 

Bu durumda hava eksik olmuş oluyor, su baskın sayılmasa da en çok etkisinde kalınan element üstelik Güneş burcunun (akrep) da elementi Su. Yani su en çok görülecek element etkisi.


Hava elementi eksik olduğu için kişinin bilinçli olarak hava elementini hayatına katmaya çalışması gerekir.  Hava elementinin eksikliği kişinin bakış açısının tek bir perspektiften olabileceğini de gösterir.

Bakış açımızı, iletişim kurmayı, nasıl algıladığımızı yöneten merkür de güçlü bir konumda olmadığı için, bu durumu dengeleyebilecek bir durumda değil. Burada haritanın geri kalanı üzerinde de çalışıp ona göre kişiye durumu hakkında bilgi verilir. Fakat ilk adımda ortaya çıkan bilgiler özetle bunlardır. 

Şimdi sıra sizde! Bir haritanın element dağılımını hesaplayıp, okuduklarınızdan sonra üzerinde düşünmeye çalışın.

Gözde Kaygusuz


2 yorum: